| Endotrakeal Entübasyon ve Trakeal Tüpler |
| Çarşamba, 17 Haziran 2009 15:51 |
![]() Endotrakeal entübasyon : Translaringeal olarak (ağız veya burun yoluyla), trakea içine yerleştirilen bir tüp yoluyla hava yolu açıklığının sağlanması yöntemidir. Entübasyon, 1 - 2 saatten daha uzun süreli ventilasyon desteği veya arteriyel oksijenasyon gerektiren durumlarda kullanılır. Endotrakeal tüpler ; inatçı üst solunum yolu obstrüksiyonları, aspirasyon tedavisi, oral ve nazal hava yollarının yetersiz kaldığı durumlar ile trakeostomi gerektiren acil olgularda da öncelikle kullanılır. Endotrakeal entübasyon endikasyonları Entübasyon endikasyonları aşağıdaki gibi sıralanabilir : 1. Üst hava yolu açıklığının sağlanması. 2. Gastrik içeriğin aspirasyonundan korunmak. 3. Trakeal aspirasyonu kolaylaştırmak. 4. Mekanik ventilasyon (Pozitif basınçlı ventilasyon). 5. Üst hava yolu veya yakınındaki travmalar. 6. Maske ile ventilasyonun zorlukla sağlanması. 7. Yabancı cisim aspirasyonu, enfeksiyonlar (krup, epiglottit), larinks ödemi, tümörler, laringospazm, anaflaksi, vokal kord paralizisi, yanık , boğulmalar, vb.. Endotrakeal bir tüp konmaksızın maske veya ambu yoluyla 25 cmH20 basıncından yüksek bir basınçta verilen gazlar, yetersiz nöromusküler blok veya parsiyel hava yolu obstrüksiyonu varlığında, düşük basınçta olsa bile mideye kaçar. Oluşan gastrik distansiyon spontan solunuma engel olur, regürgitasyon ve kusma insidansını artırır. Litotomi ve baş aşağı pozisyonlar abdominal içeriğin diafragmaya bası yapmasına neden olarak ventilasyona engel olurken aspirasyon tehlikesini de artırır. Trakeal (endotrakeal) tüpler Trakeal tüpler balonlu veya balonsuz olarak iki tiptir ve polivinil klorür veya slikon kauçuk yapıdadırlar. Disposable özellikte ve steril olarak tek tek paketlenmelidirler. Tüplerin radyografik olarak lokalize edilebilmesi için distal uçta veya tüpün uzunluğu boyunca radyopak bir işaret bulunmalıdır. Şeffaf olmaları lümen içindeki sekresyonların gözlenmesine izin verir. Tüpün proksimal ucunda dış çapı 15 mm olan standart bir adaptör bulunur. Uzunluğu cm olarak belirtilir. Tüpün distal uçunun yan kısmında ikinci bir açıklık vardır. Bu, uç açıklığının herhangi bir nedenle tıkanması halinde hava yolu açıklığını devam ettirmek içindir. Distal ucun üst kısmında bulunan balon (kaf) özellikle pozitif basınçlı ventilasyonda kullanmak içindir. Kafın pilot balonu kaf basıncının kontrol edilmesini sağlar. Endotrakeal tüpler ya internal çaplarına göre ya da eksternal çaplarının 3 katı (mm) ile belirlenen sayılarla (French Units; bu tüpün dış çevresine eşittir) numaralandırılırlar. Tüp seçimi Mekanik ventilasyon endikasyonu olan erişkinlerde balonlu, 10 yaşın altındaki çocuklarda ise balonsuz endotrakeal tüpler kullanılmalıdır. Erişkin bir erkekte 36 - 42, kadında ise 32 - 34 numaralı tüpler idealdir. Çocuklarda uygun endotrakeal tüp şu formüle göre seçilir : Eksternal çap no (French Units) = Yaş + 18 (Örn; 12 yaş + 18 = 30 numara tüp gibi) Laringoskop ve Laringoskopi Laringoskop, endotrakeal entübasyon ve direkt laringoskopi için gerekli araçdır. İki parçadan oluşur : Handle ve bleyd (blade). Handle laringoskopun tutulduğu, bleyd ise ağız yoluyla larinkse yerleştirilen ve tercihe bağlı olarak farklılıklar gösteren parçadır. Endotrakeal entübasyon amacıyla iki tip bleyd kullanılır. Bunlar : 1) Eğri (Macintosh, Siker mirror), 2) Düz (Miller, Jackson - Wisconsin, Guedel, Foregger). * Eğri bleyd : Distal ucu dil kökü ile epiglotun faringeal yüzü arasına yerleştirilir ve hipoepiglottik ligament gerilerek epiglotun yukarı doğru hareketi sağlanır, böylece glottik açıklık ortaya çıkar. * Düz bleyd : Distal uç epiglottun laringeal yüzünün altına yerleştirilir ve yukarı-ileri doğru bir hareketle epiglot kaldırılarak glottik açıklık ortaya çıkarılır. * Bleyd seçimi : Genel olarak bu seçim kişisel tercihe bağlıdır. Düz bleydin avantajı daha rahat ve geniş bir görüş olanağı sağlamasıdır. Eğri bleydin avantajı ise diş ve orofarinkse daha az travmatik olmasıdır. Oral endotrakeal tüpler ve orotrakeal entübasyon Oral endotrakeal tüp özellikle acil girişimlerde seçilmesi gereken hava yoludur. Oral ve nazal entübasyon veya trakeostomi ile karşılaştırıldığında çabuk bir hava yolu açıklığı sağlar. Ancak, uyanık hastalarda rahatsız edicidir, öğürme refleksini stimüle eder. Bu nedenle orotrakeal tüpler esas olarak bilinci olmayan hastalarda kısa süreli hava yolu açıklığı sağlamak amacıyla kullanılır. Entübasyonda oral yol için endikasyonlar : Kardiyopulmoner resüssitasyon, bilinçsiz veya apneik hasta, burun veya yüz travması, epiglottitis, nazal veya nazofaringeal obstrüksiyon (polip vb.), paranazal hastalıklar (sinüzit, otit vb.), kanama diyatezleri ve fiberoptik bronkoskopi düşünülen hastalar. Oral entübasyonun nazal entübasyona göre avantaj ve dezavantajları Avantajları : Hızlı, kolay, daha az travmatiktir. Daha geniş lümenli tüp yerleştirilebilir. Hava yolu direnci ve solunum işi daha azdır. Fiberoptik bronkoskop daha kolay uygulanabilir. Tüpün bükülme ve tıkanma riski daha azdır. Epistaksis, sinüzit gibi nazal ve paranazal komplikasyonlar görülmez. Dezavantajları : Özellikle uzun sürede estetik olarak kötüdür. Hastanın kendi kendine ekstübasyon riski daha yüksektir. Ana bronşların entübasyon riski yüksektir. Oral hava yolu kullanımına gereksinim vardır (ısırma veya trismus sonucu tüpün tıkanma ve dudak, diş, dil, damak, ağız yumuşak dokusunda yaralanma riski vardır) Öğürme, kusma ve aspirasyon riski daha yüksektir. Teknik Bir trakeal tüpün oral yolla trakea içine yerleştirilmesi orotrakeal entübasyon olarak isimlendirilir. Bu girişim için üst hava yolları anatomisinin bilinmesi, uygun araç ve gereçin bulundurulması gerekir. Orotrakeal entübasyon aşamaları aşağıda sırasıyla anlatılmıştır. I. : Entübasyon için gerekli araçların hazırlanması kademesidir. Bunlar : Oksijen flovmetresi, oksijen tüpü veya merkezi oksijen çıkışı (pipeline), aspiratör ve aspirasyon kateterleri, ambu, orofaringeal hava yolu, kılavuz (stile), steteskop, yapıştırıcı bant, enjektör, Magill forsepsi, lokal anestetik sprey. Bu aşamada bleyd handle 'a geçirilerek ışığının yanıp yanmadığı kontrol edilir, aspiratör açılarak basıncı ayarlanır (kusma halinde akciğerlere aspirasyonu önlemek amacıyla aspiratörün bulundurulması zorunludur). Uygun numaralı tüpün bir büyük ve bir küçüğü hazır bulundurulur. Tüpün seçiminden sonra kaf şişirilerek patlak olup olmadığı kontrol edilir. Özellikle yumuşak tüplerde, tüp içinden bir kılavuzun (stile) geçirilmesi belirli bir rijidite sağlayarak tüpün kolay ilerletilmesine yardımcı olur. Kılavuz sıvı vazelinle sıvazlanarak tüp içine yerleştirilmelidir. Bu, kılavuzun geri çekilmesini kolaylaştırır. II. : Pozisyon verilmesi aşamasıdır. İyi bir görüş için ağız, farinks ve larinks aynı çizgiye getirilmelidir. Bunun için hafif servikal fleksiyonla birlikte atlanto - oksipital eklemin ekstansiyona getirilmesi gerekir. Bu pozisyon başın altına bir kompres konularak kolaylaştırılabilir. III. : Entübasyon uygulanacak olan her hastada preoksijenasyon sağlanmalıdır. Önceden % 100 oksijen verilmesi ile entübasyon sırasındaki oksijen gereksinimi sağlanmış olur. Entübasyon girişimi 30 saniyeden daha uzun sürmemelidir. Eğer girişim başarısız olmuş ise tekrar denenmeden önce 3 - 5 dakika % 100 oksijen ile ventilasyon uygulanmalıdır. IV. : Laringoskopun yerleştirilmesi. Laringoskop sol elle tutulurken sağ elle ağız açılmalıdır. Larinkoskop ağzın sağ tarafından oblik olarak yerleştirilir ve dil bleydin eğimi içine alındıktan sonra larinkoskop ağzın ortasına doğru çekilir. Böylece dil sol tarafa alınmış olur. Dilin bleydin eğimi içine alınması ile epiglotun görülmesi kolaylaştırılmış olur. V. : Epiglotun ekartasyonu ve glottisin görülmesini içerir. Larinkoskop bleydi dil köküne ulaştığında epiglot, vokal kordlar ve aritenoid kıkırdak görünmelidir. Bu yapıların görülmemesi durumunda tüp ösofagusa yerleştirilebilir. Böyle bir durumda laringoskopa kuvvet uygulanarak yukarı doğru kaldırılmalı ve larinks görülene kadar yavaş yavaş geri çekilmelidir. Epiglot kullanılan bleydin tipine göre kaldırılarak glottisin görülmesi sağlanır. Epiglot, eğri (Macintosh) bleyd ile indirekt, düz (Miller) bleyd ile direkt olarak öne ve yukarı kaldırılır. Bleydi asarken laringoskopu dişlere dayamaktan kaçınılmalıdır. Dişlerin ve diş etlerinin yaralanmasına neden olunabilir. Laringoskop sol el ile tutularak ağız içine yerleştirilir. Laringoskop bleydi ile dil yukarı ve sola doğru ekarte edilir. Eğri laringoskop bleydinin ucu dil kökü ile epiglotun faringeal yüzü arasına yerleştirilir ve hipoepiglottik ligament gerilerek epiglotun yukarı doğru hareketi sağlanır, böylece glottik açıklık ortaya çıkar. VI. : Tüpün yerleştirilme aşamasıdır. Glottisin açık olduğu görülüp, epiglot ekarte edilince, tüp ağzın sağ tarafından yerleştirilir ve vokal kordlar arasından geçirilerek ilerletilir. Tüp kafının vokal kordları 2 - 3 cm geçmesi sağlanmalıdır. Bu, balonlu tüplerde balonun şişirilmesine olanak sağlarken, başın fleksiyon, ekstansiyon veya lateral pozisyona getirilmesi durumunda tüpün pozisyonunu kaybetmesini de önler. Bundan sonra tüp sağ el ile tesbit edilirken laringoskop sol el ile ağız içinden geri çekilir. Kaf şişirilerek hava yolunda sabit kalması sağlandıktan sonra hasta ventile edilir. VII. : Tüpün yerinden emin olunmalıdır. Tüp yerleştirildikten sonra akciğerler dinlenmeli, her iki akciğer ventilasyonunun eşit olup olmadığı değerlendirilmeli ve özellikle yoğun bakımdaki hastalarda radyolojik olarak tüpün pozisyonu tesbit edilmelidir. VIII. : Tüpün tesbiti aşamasıdır. Bunun için tüp, uygun bir pozisyona getirildikten sonra flaster veya bantlarla dudak üstü veya yanaklara tesbit edilir. Tüpün dişler arasına sıkışmasını veya ısırılmasını önlemek için hastanın ağzına orofaringeal bir hava yolu yerleştirilir. Nazal endotrakeal tüpler ve nazotrakeal entübasyon Nazal endotrakeal tüplerin yerleştirilmesi orotrakeal tüplerden daha zordur. Nazotrakeal entübasyon için endikasyonlar şu şekilde sıralanabilir : Uzun süreli entübasyon gerektiren hastalar (özellikle bilinçsiz yoğun bakım hastaları). Trismus (konvülsiyonlar, tetanus, deserebre rijiditesi vb.). Servikal vertebral patolojiler (ankiloz, artrit, travma, tümör vb.). Oral veya maksillofasiyal travma. Mandibula kırıkları. Orofaringeal obstrüksiyon (Tonsilit, abse veya selülit vb.). Oral deformiteler, yeni geçirilmiş oral cerrahi. Temporomandibular eklem disfonksiyonu. Kusma ve aspirasyon riski yüksek hastalarda uyanık entübasyon uygulaması. Kısa boyun. Ciddi ajitasyon ve aşırı refleks aktivite gösteren hastalar. Nazal entübasyonun oral entübasyona göre avantaj ve dezavantajları Avantajları : Öğürme ve tıkanma refleksi daha azdır. Uzun sürede daha konforludur. Daha az sekresyona neden olur. Oral sekresyonların atılımını artırır (tükürme olasıdır). Hasta ile iletişim, ağız bakımı ve oral hijyeni artırır. Isırma veya trismus sonucu tüpün tıkanma riski yoktur. Bakımı daha kolaydır. Oral entübasyona ait oral komplikasyonlar görülmez. Posterior laringeal ülserasyon daha az görülür. Ana bronşların entübasyon riski ve hastanın kendi kendine ekstübasyon riski daha azdır. Dezavantajları : Ağrı ve rahatsızlık oluşturur. Nazal ve paranazal komplikasyonlar (kanama, sinüzit, otit) oluşabilir. Teknik olarak daha zordur. Daha küçük lümenli tüp uygulamak gerekir ki bu ; sekresyonların aspirasyonunun zorlaştırır, hava yolu direncini ve solunum işini artırır, fiberoptik bronkoskop zor uygulanır. Bakteriyemi riski vardır. Teknik Nazotrakeal entübasyon direkt görülerek veya kör olarak sağlanabilir. Direkt yaklaşımda gerekli olan araç ve gereç oral entübasyonla aynıdır. Ancak bu uygulamada Magill forsepsine gereksinim vardır. Hastanın pozisyonu, araç - gereç ve preoksijenasyon oral entübasyondaki gibidir. Tüpün sıvı vazelinle sıvazlanması burundan geçişini kolaylaştırır. Tüp bir burun deliğinden geriye ve aşağıya doğru itilerek yerleştirilir. Orofarinkse geldiğinde ağız açılarak laringoskopi ile glottis görülür. Sağ el ile tutulan Magill forsepsi yardımı ile tüp vokal kordların arasından geçirilerek itilir. Bu sırada boynun fleksiyonu tüpün geçişini kolaylaştırabilir. Burun deliğinden karinaya kadar olan uzaklık ortalama 25 cm 'dir. Tüpün yerinin tesbiti ve kontrolü aynı oral yoldaki gibidir. Kör nazal entübasyonda, hasta uyanık olmalıdır. Bu girişim için hasta sırtüstü veya oturur pozisyona getirilir. Tüp burundan ilerletilir, larinkse yaklaşıldığı hava hareketleri ve tüpün dinlenmesi ile anlaşılır. Solunum seslerinin gürültülü ve daha tübüler olduğu anda tüp larinkse itilir. Tüpün larinksi geçtiği öksürük ve bunu izleyen solunum sesleri ile doğrulanır. Eğer solunum sesleri kaybolursa tüp ösofagustadır. Tüpün yerleştirilmesinde başarısız olunursa baş ve boyuna yeniden pozisyon verilerek girişim tekrarlanır. Tüpün trakeada olduğundan emin olduktan sonra tesbit yapılır. Uyanık Entübasyon Trakeanın uyanık entübasyonu için topikal sprey, superior laringeal sinir bloku ve transtrakeal blok uygulamak gereklidir. Bu kombinasyon direkt laringoskopi ve endotrakeal entübasyonun ağrısız ve öksürük olmaksızın yapılmasını sağlar. Topikal sprey : Dudaklar, dil ve farinkse 3 - 5 ml, % 2 - 4 'lük lidokain sprey sıkılır. Eğer nazotrakeal entübasyon yapılacaksa 1 - 2 ml, % 4 - 5 'lük kokain tercih edilmelidir. Kokain nazal mukozada hem anestezi hem de vazokonstriksiyon oluşturur. Kokainden kaçınılan durumlarda topikal fenilefrin uygulanabilir. Superior laringeal blok : Hyoidin büyük kornusunun hemen altından kaudale doğru girilerek 2 - 3 ml % 2 lidokain enjekte edilir. Transtrakeal blok : Krikotiroid veya krikotrakeal membran delinerek trakeaya girilir, iğnenin yeri hava aspirasyonu ile doğrulandıktan sonra hızla 2 - 3 ml, % 2 - 4 lidokain trakea lümenine verilir. Böylece trakea ve vokal kordların altındaki larinksin anestezisi sağlanır. Retrograd Entübasyon Krikotiroid membrandan girilen 17 no'lu bir intraket içinden plastik bir kateter geçirilir. Kateter yukarı doğru ilerletilerek ağızdan çıkarılır ve bir endotrakeal tüp bu kataterin üzerinden geçirilerek (katater bir kılavuz görevi görür) trakeaya yerleştirilir. Bu teknik ancak diğer girişimlerle (nazotrakeal, fiberoptik laringoskopi) entübasyon yapılamamışsa uygulanır. Çocuklarda Endotrakeal Entübasyon Yenidoğan ve çocuklarda larinksin anatomik yapısı erişkinlere göre farklıdır. Bu nedenle de trakeanın entübasyonu daha zordur. Yenidoğanda baş ve dil büyük, boyun kısadır. Larinks erişkine göre daha yüksektir. Epiglott U (omega) veya V şeklinde olup serttir, bükülmez. Krikoid kıkırdak larinksin en dar noktasıdır. Tüp glottik açıklığı rahat geçmesine rağmen subglottik bölgede takılabilir. Laringoskop bleydinin aşırı ekstansiyonu ile trakea bükülebilir. Entübasyon tekniği : Yenidoğanda uyanık entübasyon tercih edilmeli, ileri derecede bir ekstansiyondan kaçınılmalı ve baş mümkün olduğunca nötral pozisyonda korunmalıdır. Üç yaşın altındaki çocuklarda düz bleyd eğri bleyde göre çok daha iyi bir görüntü sağlar. Endotrakeal Entübasyon Komplikasyonları 1. Dental ve oral yumuşak doku travması. 2. Hipertansiyon ve taşikardi. 3. Aritmiler. 4. Aspirasyon. 5. Laringospazm. 6. Tüpün tıkanması. 7. Tek taraflı entübasyon. 8. Ösofagiyal entübasyon. 9. Bronkospazm. 10. Laringeal ve trakeal lezyonlar : Larenjit, glottik ödem ve vokal kord enflamasyonu, larinks ve vokal kord ülserasyonları, vokal kord polipleri ve granüloma oluşumu, vokal kord paralizisi, laringeal membran, laringeal stenoz, trakeit ve trakeal granülom, trakeomalasi ve trakeal stenoz, akciğer enfeksiyonu (trakeobronşit). Hipertansiyon ve taşikardi : Laringoskopi ve entübasyonla sıklıkla ortaya çıkar. Nedeni refleks sempatik stimülasyondur. Geçici olan bu kardiyovasküler etki, laringoskopinin 15 sn den kısa sürmesi veya laringotrakeal lidokain sprey uygulamakla minimale indirilebilir. Hipertansiyonu, koroner arter hastalığı, valvüler kalp hastalığı ve intrakraniyal basıncı yüksek olan hastalarda bu refleks cevabı önlemek için laringoskopiden 2 dakika önce intravenöz olarak lidokain (1 - 2 mg / kg), fentanil (8 mg/kg) veya 15 saniye önce Na Nitroprusit (2 mg/kg) uygulanabilir. Aritmiler : Yüzeyel anestezi, hipoksi ve hiperkarbiye bağlı olarak ortaya çıkar. Laringoskopiden 1 dakika önce % 100 O2 (preoksijenizasyon) uygulanması, PaO2 'nın en az 2 - 3 dakika süresince uyanık seviyedeki değerde kalmasını sağlar. Laringospazm : Laringospazm refleks olarak larinks kaslarının kasılması sonucu glottik açıklığın kapanmasıdır. Bu durumda ne akciğere ne de akciğerden dışarıya gaz giriş çıkışı olmaz. Oluşumu sıklıkla iki ana nedene bağlıdır : 1) Ekstübasyon sırasında bilinç düzeyi uygun değildir. Laringospazm tamamen bilinçli hastada veya anestezi altındaki hastada nadiren oluşur. 2) Larinksin sekresyon veya kusmuk ile irritasyonu söz konusudur. Trakeanın ekstübasyondan önce yeterli aspirasyonunun önemi buradadır. Tedavide ilk yapılması gereken bir maske ve ambu yardımı ile pozitif basınç altında O2 verilmesidir. Aynı anda her iki elle mandibula aşağı ve ileri doğru çekilerek dilin farinks arka duvarından uzaklaşması ve hava yolunun açılması sağlanabilir. Eğer laringospazm devam ediyorsa O2 ve mandibula hareketinin yanında, 0,5 - 1 mg/kg dozda intravenöz süksinilkolin uygulanmalıdır. Eğer intravenöz yol yoksa sublingual veya intramusküler yoldan verilebilir. Laringeal lezyonlar: Laringeal değişikliklerin etyolojisinde, endotrakeal tüp ile hava yolu arasındaki etkileşim rol oynar. Entübasyon sırasında travma, tüpün hareketi, tüp materyaline reaksiyon başlıca risk faktörleridir. Nazotrakeal entübasyon ; tüpün küçük, stabilitenin iyi, glottise uygulanan basıncın düşük olmasından dolayı, oral yola göre daha az komplikasyona neden olur. 1. Larenjit : Entübasyondan sonra görülme sıklığı % 3 dür. Genellikle tedavi gerektirmez kendiliğinden iyileşir. 2. Glottik ödem ve vokal kord enflamasyonu : Travmatik entübasyon (örn. büyük tüp vb.) veya endotrakeal tüpün neden olduğu basınca bağlı olarak gelişen geçici değişikliklerdir. Entübasyondan sonraki bir kaç saat içinde, % 20 - 30 oranında oluşur. En sık çocuklarda görülür. Çünkü çok az bir laringeal ödem zaten küçük olan larinks lümenini iyice daraltır. Kırmızı lastik tüpler, polivinil ve silikon tüplere göre trakeaya daha travmatiktir. Laringeal ödem ve enflamasyonla ilgili semptomlar ses kısıklığı ve stridordur. Ses kısıklığı ekstübe edilen hastaların 3 / 4 'ünde gelişir ve ekstübasyondan sonraki saatler veya günler içinde düzelir. Stridor, enspirasyon sırasında duyulur ve erişkinde hava yolu lümeni çapının 5 mm veya daha altına düştüğünü gösterir. Stridor, hava yolu direnci ve solunum işinin çok ciddi derecede arttığının göstergesidir. Tedavide mukozal vazokonstriksiyon oluşturarak ödemi azaltan epinefrin aerosol (% 2,25) kullanılır. Steroid de enflamasyonu azaltmak amacıyla tedaviye eklenebilir. Uzun süreli entübasyon uygulanan hastalarda ödem gelişimini azaltmak amacıyla ekstübasyondan 24 saat önce intravenöz olarak steroid verilebilir. 3. Larinks ve vokal kord ülserasyonları : Tipik olarak vokal kordların arka bölümünde oluşur. Bu kontakt ülser endotrakeal tüpün hareket etmesi ile oluşur. Aşırı baş hareketleri veya laringeal reflekslerin yetersiz depresyonu insidansını artırır. Uzun süreli entübasyondan sonra ekstübe edilen hastaların % 20 - 50 'sinde görüldüğü bildirilmiştir. Bu hasar genellikle entübasyonu izleyen 7. saatten sonra ve akut olarak ortaya çıkar. Primer belirtisi ses kısıklığıdır. Genellikle kendiğinden düzelir, tedaviye gerek yoktur. 4. Vokal kord polipleri ve granüloma oluşumu : Nadirdir. Yalnızca erişkinlerde görülür. Ülsere alanı dolduran granülasyon dokusu tarafından oluşturulur. Erken belirtileri ; yutkunma güçlüğü, ses kısıklığı ve stridordur. Genellikle kendiliğinden rezorbe olurlar. Uzun süreli komplikasyonları içinde kalıcı ses kısıklığı en sık görülen semptomudur. 5. Vokal kord paralizisi : Endotrakeal tüplere bağlı olarak gelişir ve genellikle her iki vokal kord da etkilenir. İnsidansı % 3 - 5 arasındadır. Primer semptom epinefrin tedavisine cevap vermeyen stridordur. Ancak obstrüktif semptomlar ilk 24 saatte düzelebilir ve kord hareketleri bir kaç gün içinde tümüyle geri dönebilir. Eğer düzelmezse trakeostomi endike olabilir. Laringeal membran (web) : Nekrotik doku fibrin ve hücre artıkları ile oluşur. Larinkste böyle bir membran oluşumu haftalar hatta aylar sürebilir. Semptomları stridor ve total hava yolu obstrüksiyonudur. Tedavi de laringoskopi ile membran aspire edilmelidir. 6. Laringeal stenoz : Birinci trakeal halkaya çok yakın açılan trakeostomiye bağlı olarak gelişir. Semptomları vokal kord paralizisindekine benzer, ses kısıklığı ve stridora neden olur. Laringeal stenoz genellikle kendiliğinden düzelmez, cerrahi tedavi gerektirir. Uzun süreli entübasyonlarda, (ortalama 6 - 7 gün) ekstübasyondan sonra laringeal hasar oluşum sıklığı oral yolda nazal yola göre daha fazladır. Bu nedenle bu tür bir uygulama gerektiğinde nazal trakeal entübasyon tercih edilmelidir. Küçük bir tüp kullanma zorunluluğu ve daha iyi bir stabilizasyon sağlanması komplikasyonların da az olmasını sağlar. Trakeal lezyonlar: Laringeal lezyonlar yalnızca oral veya nazotrakeal tüplerle ortaya çıkarken, trakeal lezyonlar hem translaringeal entübasyon hem de trakeostomi tüplerine bağlı olarak gelişir. 1. Trakeit ve trakeal granülom : Trakea mukozasının ülserasyonu ve trakeit genellikle trakeanın ön duvarında oluşur. Nedeni endotrakeal tübün distal ucunun trakea epitelini aşındırmasıdır. Trakeit sternum arkasında ağrı ve persistan öksürükle karakterizedir. 2. Trakeomalasi ve trakea stenozu : Endotrakeal tüp balonunun aşırı şişirilmesi trakea mucozasında kapiller dolaşımı engelleyerek beslenmeyi bozar ve mukozada iskemi oluşturur. Bu durum kıkırdak halkada harabiyete neden olarak trakeomalasiye yol açar. Enspirasyonda trakeal kollaps oluşur. Trakeal stenoz, trakea lümeninin daralmasıdır ve en sıklıkla kıkırdak yapının iyileşmesi sırasında gelişen skar dokusu nedeniyle oluşur. Bunun dışında: uzun süreli entübasyon, hareketli tüp, bakteriyel enfeksiyon ve uzun süreli sistemik hipotansiyon da trakeada stenoz gelişimine neden olabilir. Ekstübasyon sonrası bulgu ve belirtiler hasarın şiddetine bağlıdır. Bulgular genellikle 2 - 3 aylık bir sürede gelişir. Hasarın ciddiyetine göre ekspektorasyonda güçlük, dispne ve stridor ortaya çıkar. Alıntıdır...
|
